Türkiye Cumhuriyeti
Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarının birbirine çok yaklaştığı bir alanda yer alan Türkiye Cumhuriyeti, doğuda Gürcistan, Ermenistan, Nahcivan ve İran, batıda Bulgaristan ve Yunanistan, güneyde Suriye ve Irak ile komşudur. Bu sınırların çoğu Osmanlı İmparatorluğu’nun parçalanmasından sonraki anlaşmalarla çizilmiştir. Konumu nedeniyle eski Asya Türk kültürünün Avrupa’ya ulaştırıldığı bir geçit yeri olan Türkiye, aynı zamanda batı dünyasının doğuya açılan penceresidir. üç tarafı denizlerle (Akdeniz, Karadeniz ve Ege Denizi) çevrili olan Türkiye’nin deniz sınırları, ülkeyi yalnızca yakın bölgelerle değil, bütün dünya ile komşu haline getirir. Bu uzun kıyılar ve kıtalararası köprü niteliği nedeniyle ülke, büyük ticaret ve göç yollarının merkezi olmuştur. Türkiye, hem bir NATO ülkesidir hem de İslam ülkeleri arasında çok taraflı ekonomik işbirliğinin geliştirilmesi konusunda aktif bir rol oynamaktadır.
Türkiye’nin toprakları 36° – 42° Kuzey paralelleri ve 26° – 45° Doğu meridyenleri arasında yer alır. Doğusu ile batısı arasında 76 dakikalık bir zaman farkı vardır. Kabaca bir dikdörtgeni andırır ve genişliği 1.660 kilometredir. Göller ve adalar dahil kapladığı gerçek alan 814.578 km²’dir izdüşüm alanı ise 783,562 km²’dir. Türkiye’ye ait bu iki yüzölçüm değeri arasındaki farkın büyüklüğü arazinin dağlık ve engebeli olmasından kaynaklanır. Marmara Bölgesi % 8,5, Ege Bölgesi % 12, Akdeniz Bölgesi % 16, İç Anadolu Bölgesi % 18, Karadeniz Bölgesi % 18, Doğu Anadolu Bölgesi % 21, Güneydoğu Anadolu Bölgesi % 7,5 yer tutar. Trakya’nın yüzölçümü 24.370 km² dir. Türkiye’nin kara sınırlarının uzunluğu 2.875 km, adalar dahil sahil uzunluğu 8.333 kilometredir. Kara parçalarının toplam alanı 770.760 km², su alanlarının toplam alanı ise 9.820 km²’ dir.
Türkiye, Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı sonunda yenilmesinden sonra, Osmanlı Devleti’nin yerine kurulan ardıl devletler içinde tek bağımsız devlet olarak devletin Türk nüfus çoğunluğuna sahip toprakları üzerinde Mustafa Kemal Atatürk önderliğindeki halkın büyük mücadelesi ile kurulmuştur. Arnold Joseph Toynbee gibi bazı tarihçiler ise Türkiye’nin (başlıca ardıl olmak bir yana) tek ardıl devlet sayılması gerektiğini savunurlar. 29 Ekim 1923 tarihinde cumhuriyeti ilan eden Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucu iradesinin sahibidir.
Türkiye, aralarında Birleşmiş Milletler, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü, Avrupa Konseyi, İslam Konferansı Örgütü, Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı, Dünya Ticaret Örgütü, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü, Ekonomik İşbirliği Örgütü gibi birçok uluslararası örgüte üyedir.. 3 Ekim 2005 tarihinden itibaren Avrupa Birliği’ne tam üyelik için müzakerelere başlanmıştır. Türkiye, siyaset bilimciler ve ekonomistlere göre bir bölgesel güçtür.
Yüzölçümü: 779,450 km2. Yüzölçümünün %3′lük bölümü Avrupa kıtasında yer alan Asya topraklarıdır. Asya kıtasında yer alan %97′lik kısmına ise Anadolu denir. Dikdörtgeni andıran ülkenin genişliği yaklaşık 550, uzunluğu 1500 km kadardır. Doğu’daki en uç noktası, İran ve Nahcivan sınırlarının kesişme noktasıdır. En batı ucu ise Gökçeada’daki Avlaka burnudur. Deniz sınırlarının uzunluğu 8333 km, kara sınırları ise 2875 km’dir. Bu yüzölçümü ile Türkiye, İran dışındaki bütün komşularından daha geniş topraklara sahiptir.
Başkent: Ankara
Nüfus: 73,586,256
Dil: Türkiye Türkçesi
Ekonomik Durum: Türkiye, 1980 öncesi dönemde ithal ikamesine dayalı bir ekonomi politikası izlemiş ve iç talebin karşılanması için, öncelikle ithal edilen malların ülke içinde üretilmesi amaçlanmıştır. Yeni kurulan sanayi dalları, çok uzun sürelerle gümrük ve diğer eş etkili vergilerle korunmuştur. Ekonomide köklü dönüşümleri amaçlayan geniş kapsamlı bir İstikrar Programı ise 1980′li yılların başında hazırlanmış ve 24 Ocak 1980 tarihinde yürürlüğe konmuştur. Böylece, ithal ikameci sanayileşme stratejisi terk edilmiş, ihracata ağırlık ve öncelik veren bir sanayileşme modeli benimsenmiştir.
Organize sanayi bölgeleri ile küçük sanayi sitelerinin kurulması ve yaygınlaştırılması çabaları giderek daha çok destek görmektedir. Çeşitli bölgelerdeki 386 küçük sanayi sitesinde bulunan toplam işyeri sayısı, 2004 yılı sonu itibarıyla 86 bin 666?ya ulaşmıştır. 2005 yılı programında ise 74 küçük sanayi sitesinde 9.873 işyerinin yapılması öngörülmüştür. Ayrıca 2004 yılı sonu itibarıyla toplam 18 bin 287 hektar büyüklüğünde 77 adet organize sanayi bölgesi hizmete açılmış olup, 2005 yılı yatırım programında 23.234 hektar alanda 116 bölgenin yapılması öngörülmüştür.
2001 yılında yaşanan mali krizden sonra sanayi üretiminde başlayan canlanma devam etmektedir. İmalat sanayi üretimi 2003 yılında % 8.8, 2004 yılında % 9.8 oranında artmıştır. 2005 yılında ise artış oranı % 5.5?e düşmüştür. 2004 yılında % 81.7 olan imalat sanayi ortalama kapasite kullanım oranı, 2005 yılında % 80.7?ye düşmüş olup, Mart 2006 itibarıyla % 80.8 olarak gerçekleşmiştir.
Tarım: Türkiye nüfusunun yaklaşık yarısı geçimini tarımdan sağlar. Fabrikaların çoğunluğunun ham maddesi tarımdan sağlanır. En önemli iç ticaret kaynağımız tarımdır. Ülkemizin ihracatında önemli rol oynar. Milli gelirin yaklaşık %27si tarımdan sağlanır. Dağlık ve engebeli arazi yapısı tarım topraklarının dağınık ve küçük olmasına yol açmıştır. Bu nedenle, küçük işletmeler şeklinde tarımsal faaliyetler daha yoğundur. Topraktan alınan verimin artırılabilmesi için toprağın dinlenmeye bırakılması (nadas) gerekmektedir.
Karadeniz Kıyıları: Kış ılıklığına ve bol neme gereksinim duyan çay, fındık, mısır ile tütün, sebze, meyve, keten, kenevir, ayrıca Doğu Karadeniz kıyılarında turunçgil yetişir.
Akdeniz ve Kıyı Ege: Akdeniz iklimine uyumlu olan, turunçgiller, zeytin, incir, susam, pamuk, pirinç, turfanda sebzeler, muz, çekirdeksiz üzüm, tütün gibi ürünler yetiştirilir.
Marmara: Geçiş iklimi koşullarına bağlı olarak ürün çeşitliliği en fazla olan bölgedir. Başlıca ürünleri ayçiçeği, zeytin, tütün, çeşitli sebze ve meyveler, tahıllar, dut ve fındıktır.
İç Tarım Bölgeleri: Yükselti ve denize göre konuma bağlı olarak çeşitlilik gösteren tarım bölgeleridir.
Karadeniz Ardı: İç Anadolu ile kıyı arasında geçiş özelliği gösterir. Yüksek yerlerinde çavdar, buğday, sulak yerlerde pirinç ve sebze yetiştirilir. Hayvancılığın geliştiği, özellikle tiftik keçisinin yoğun olarak yetiştirildiği alandır.
İç Anadolu ve Çevresi: Bozkırların geniş yer kaplaması nedeniyle koyun ve keçi gibi küçükbaş hayvancılık yaygındır. Yarı kurak iklim nedeniyle buğday, arpa gibi tahıllar ile fasulye, nohut gibi baklagiller yetiştirilir.
Erzurum ? Kars Bölümü: Yazların kısa ve serin geçmesi tarımsal faaliyetleri sınırlamıştır. Buğday, arpa gibi tahıllar yetiştirilir. Yaz yağışlarına bağlı olarak gür otlakların olması büyükbaş hayvancılığı yaygınlaştırmıştır. Doğu Anadolu ve Dağlık Yerler: Tarım alanlarının sınırlı olduğu bu yerlerde hayvancılık ön plana çıkar. Tahıl tarımı yapılır. Sebze ve meyve üretimi önem taşımaz.
Tarımın bir kolu olan hayvancılık; ekonomik değeri olan hayvanların yetiştirilmesi, çeşitli şekillerde yararlanılması ve pazarlanması olayıdır. Kırsal kesimlerde hayvancılık tarımın sigortası durumundadır. İklimdeki karasızlıkların tarımı olumsuz yönde etkilemesinden dolayı Tarım ve hayvancılık birbirini destekler. Doğu Anadolu Bölgesinde iklim ve yer şekillerinin tarımsal faaliyetleri olumsuz etkilemesinden dolayı bölgede birinci ekonomik faaliyet hayvancılıktır. Türkiye hayvan varlığı fazla olan bir ülkedir. Ancak hayvanlarımızın et, süt, yumurta, yapağı verimleri düşüktür.
Türkiye?de çok çeşitli alanlarda endüstri kuruluşu bulunur. Endüstrinin en çok geliştiği bölgesi Marmara?dır. İkinci sırada Ege Bölgesi yer alır.
Endüstri kuruluşlarının dağılışında yer şekilleri ve ulaşım olanakları daha etkili olmuştur. Doğu ve Güneydoğu Anadolu endüstrileşme bakımından en geri kalmış bölgelerimizdir. Bazı yörelerimizde endüstrinin gelişmesinde hammadde kaynakları, bazılarında ise enerji kaynağı etkili olmuştur. Zonguldak, Ergani, Murgul ve Seydişehir gibi merkezlerde endüstrinin gelişmesi maden yataklarına bağlıdır.
Madenler ve Enerji Kaynakları: Türkiye hemen her bölgesinde çeşitli madenlerin bulunduğu, bazı madenlerce de zengin olduğu bir ülkedir. Zengin ve işletmeye elverişli madenlerimiz de çeşitlidir. Ancak, bugün bütün madenlerimiz henüz ye¬terince işletmeye konulmamıştır. İşletilen madenlerimiz hem iç piyasaya verilmekte, hem de ham madde olarak ihraç edilmektedir.
Başlıca Maden Çeşitleri Madenlerin oluşumu, çeşidi ve rezervleri arazinin jeolojik yapısına ve oluştuğu jeolojik zamana bağlıdır. Türkiye?de 1. zamandan, 4. zamana kadar oluşmuş araziler vardır.Volkanik faaliyetlerin sık olduğu 3. zamanda oluşan arazi geniştir. Bu nedenle krom, demir, bakır, kurşun, pirit gibi volkanik oluşumlu madenler çoktur.
Enerji Kaynakları Taşkömürü: Ülkemizin en geniş taşkömürü havzası Batı Karadeniz Bölümü?ndedir. Buradaki taşkömürü havzaları I. Jeolojik zamanda oluşmuştur. Demir ? Çelik endüstrisinde enerji kaynağı olarak kullanılan taşkömürü, aynı zamanda kimya endüstrisinin de hammaddesidir. Yıllık üretim 4-5 milyon ton dolayındadır. Üretim Türkiye?nin gereksinimini karşılayamaz.
Türkiye?nin her bölgesinde çeşitli madenler bulunmaktadır. Ancak tüm madenlerimiz yeterince işletilmemektedir. Madenlerimizin bir bölümü çok eskiden beri bilinmekte, hatta yabancı şirketler tarafından işletilmekteydi. Ancak madenlerimiz hakkında yeterli bilgi yoktu. Cumhuriyet döneminde madenlerin teknik ve bilimsel yöntemlerle araştırılması için Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü kurulmuştur. Çıkarılan madenlerimiz hem iç piyasada değerlendirilmekte hem de yurtdışına satılmaktadır.
Turizm: Türkiye ılıman kuşakta bulunduğundan deniz turizminin gelişmesine uygun iklim koşullarına sahiptir. Özellikle Ege, Akdeniz ve Güney Marmara kıyıları deniz turizmi açısından önem taşımaktadır. Her mevsim yağışlı Karadeniz kıyılarında ise deniz turizmi gelişmemiştir. Türkiye çeşitlilik gösteren doğal güzellikleri ve zengin tarihi kalıntılarıyla önemli bir turizm potansiyeline sahiptir. Ilıman kuşakta yer alması nedeniyle 4 mevsimin belirgin yaşandığı ülkemizde özellikle Akdeniz ve Ege kıyılarında deniz turizmi gelişme göstermiştir. Çeşitli uygarlıklara ev sahipliği yapmış olması da tarihi turizmin gelişmesinde önemli paya sahiptir. Milli parklar, çeşitli yer şekilleri ve bitki türlerinin bulunduğu Türkiye?de doğa turizmi son yıllarda deniz turizmi kadar ilgi görmeye başlamıştır. Uluslararası düzenlenen festivaller ve fuarlarda ülkemizdeki turizm çeşitliliğini dışarıya sunmamızda etkili olmaktadır.
Azerbaycan Cumhuriyeti
Güney Kafkasya’da bir Türk devletidir. Kuzeyde Rusya, kuzey batıda Gürcistan, batıda Ermenistan, güneyde İran ve batıda (Azerbaycan’a bağlı olan Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti ile komşu olan) Türkiye ile komşudur. Doğu sınırını Hazar Denizi çizmektedir. Bir kısmı Avrupa ve bir kısmı Asya’da bulunan Azerbaycan Asya’nın gelişmiş ülkelerindendir. Ülke’nin Başkenti Bakü’dür. Azerbaycan’ın topraklarının % 40′ında fazla bölümü verimli ovalardan meydana gelir. Bu alanların yarıdan fazlası 400-1500 m yüksekliktedir. Topraklarının kuzeyi yer yer 3000 metreyi aşan Kafkas Dağları ile kaplıdır. Bu dağlar aynı zamanda ülkenin kuzey sınırını meydana getirir. Azerbaycan topraklarının en yüksek noktası Bazardüz Tepesidir (4480 m). Güneybatı kesiminde ise Küçük Kafkaslar yer alır. Hazar denizine ulaşan Kızılören, Urmiye Gölüne ulaşan Acıçay ve Cıgatu gibi akarsular, dağlık kütleleri derin vadilerle yararak bölgeye çarpıcı bir görünüş kazandırmıştır. Güneybatıda 1566 m yükseklikte yer alan Urmiye Gölü, Küçük Kafkas Dağları arasında kalır. Dünyanın en büyük gölü olan Hazar Denizinin bir bölümü Azerbaycan sınırları içinde kalır. Başkent Bakü’nün dışında önemli şehirleri Gence, Lenkeran, Sumgayıt ve Mingeçevir’dir.
Yüzölçümü: 86 000 km2 (Topraklarının %20 Ermeni işgali altında bulunan Azerbaycan?da yerlerinden yurtlarından kaçkın olarak yaşayan insanlar on yılı aşkın bir süreden bu yana çadırlarda veya sosyal konutlarda iskana tabidirler).Karabağ sorunu, Azerbaycan ile Ermenistan arasında oldukça uzun bir tarihî geçmişe sahiptir. Halen bir çözüme kavuşturulmayı bekleyen Karabağ sorunu, katliamlar, yerinden edilmeler gibi ciddi insan hakları ihlallerine sebep olmuştur.Karabağ; Ağdam, Terter, Yevlah, Füzuli, Beylegan, Kubatlı, Cebrail, Mingeçevir, Ağcabedi, Hocavend, Şuşa, Hankendi, Laçın, Kelbecer, Hanlar, Gorus, Akdere, Berde, Zengezur ve Had-rut rayonlarından oluşurken Dağlık Karabağ; Hankendi merkez olmak üzere Şuşa, Akdere, Hadrut, Hocavend ve Askeran rayonlarından oluşmaktadır.
Ermeni İşgalleri: 1987 yılından itibaren Ermenistan Azerbaycan topraklarına saldırılara başladı. Ermeniler özellikle 25-26 Şubat 1992?de Hocalı?ya büyük bir saldırı gerçekleştirirken Rusya askerleri onlara yardımcı olmuştur. Böylece Moskova?nın da desteğini arkasına alan Ermeni birlikleri Karabağ ve Azerbaycan?ın diğer topraklarına karşı saldırılarını artırarak 1993 yılı başında Kelbecer ve Laçın koridorunu ele geçirdiklerinde Karabağ?ı Ermenistan?a fiilen bağlamış oldular. Bununla da kalmayarak işgallerini daha sonra Zengilan, Gubadlı, Cebrayil ve Fizuli?ye doğru genişletmişlerdir.
Ermeni işgalleri neticesinde Azerbaycan topraklarının yaklaşık olarak %20?sinin işgal edildiği söz konusu süreçte, 18 bin Azerbaycan Türk?ü hayatını kaybederken yaklaşık 20 bin kişi yaralanmış, 50 bin kişi sakat kalmış ve 66?sı çocuk olmak üzere 5101 Azerbaycan Türk?ü ise kayıp veya esir edilmiştir.
Nüfus: 8 997.400 (Azerbaycan nüfusunun %54 e yakın kısmı kentlerde, %46 ya yakın kısmı da köylerde yaşamaktadır. Şehirleşme hızı son dönemlerde oldukça yavaş seyretmekte olup, kentlere fazla hızlı olmasa bile göç almakta, ancak kırsal kesimde nüfus artışı daha yüksek olduğu için denge sürmektedir).
Dili: Azerbaycan Türkçesi
Dini: İslâmiyet. Halkın %96′sı Müslüman?dır. Müslümanların % 70′i Şii?dir. Rusya’nın esaretinden kurtulan Azerbaycan’da kapatılan camiler 1990 senesinden sonra hızla ibadete açık hale getirildi. Bakü’de dört yıllık bir İslam Akademisi kuruldu.%3-4′ü Hıristiyan?dır (çoğunluğu Rus Ortodoks Kilisesi, Gürcü Ortodoks Kilisesi ve Malakan). Çok küçük bir bölümü ise Yahudi?dir. )
İklim ve Bitki Örtüsü: Ülkenin coğrafi yapısı engebeli olduğundan bölgeden bölgeye çok önemli ısı ve iklim farklılıkları mevcuttur. Azerbaycan?ın iklimini Büyük Kafkas dağlarının Kuzeyden gelen soğuk hava kütleleri Küçük Kafkas dağlarının Güneyden gelen sıcak ve tropik hava akımları ile Hazar Denizi etkilemektedir. Dünyada bulunan 11 iklim kuşağından 9?una Azerbaycan?da rastlamak mümkündür. İklim zenginliği bitki örtüsünün de çeşitli olmasına imkan sağlamaktadır. Azerbaycan?da tespit edilebilen 4.500 bitki ile 446 ağaç ve çalı cinsi mevcuttur.
Ülkenin Doğu ve iç kısımları alçak ve düzlük olduğundan kışları ılık ve yazları çok sıcak geçer. En çok yağış alan Güneydoğu kısmı ise nemli ve subtropikal iklime sahiptir. Diğer bölgeler ise genellikle kuraktır. Ülke tarımının önemli bir kısmı Kür ve Aras nehirleri civarında yeralan Kür Ovasında yapılmaktadır.
Azerbaycan?ın önemli tarım ürünleri arasında tahıl, pamuk, tütün, çay, meyve-sebze v.s. sayılabilir. Ayrıca Kür ve Aras Nehirlerinin Hazar Deniziyle birleştiği deltalarda balıkçılık ve su ürünleri gelişmiştir.
Azerbaycan yeraltı kaynakları bakımından da çok zengin bir ülkedir. Ülkenin en büyük yeraltı zenginlikleri petrol ve doğalgazdır. Yapılan araştırmalara göre karadaki petrol rezervinin %87?si kullanılmış olduğundan petrol ve gaz ağırlıklı olarak Hazar Denizinin derinliklerinden çıkarılmaktadır.
Ülkenin diğer önemli yeraltı kaynakları kurşun, çinko, demir, bakır, alüminyum, barit, kobalt, arsenik, mermer, kireçtaşı, siyanit, maden tuzu, kaya tuzu, kuvars, kaolin, taş ocakları v.s.?dir.
Eğitim: Azerbaycan’da eğitimin tüm diğer Türk devlet ve topluluklarına göre çok ileri düzeyde olduğu görülür. 1991 istatistiksel verilere göre 4.775 okulda 1.503.000 öğrenci okumaktadır. Bugün okul sayısı 5.000′e, öğrenci sayısı 1.600.000′e ulaşmıştır. Azerbaycan’da 6.500 kültür tesisi, 4.605 kütüphane, 125 müze, 125 müzik okulu, 43 halk tiyatro salonu, 3.680 kültür evi bulunmaktadır. Okuma yazma oranı %99,5′tir.
Kırgızistan Cumhuriyeti
Kırgızistan Orta Asya’da konumlanmıştır. Komşuları kuzeyde Kazakistan, batıda Özbekistan, güneybatıda Tacikistan ve güneydoğuda Çin Halk Cumhuriyeti’dir. Tanrı Dağları ülkenin %65′ini kaplar ve ülke bu yüzden “Orta Asya’nın İsviçre’si” olarak adlandırılır Kuzeybatı Tyan-Şan dağları üzerinde bulunan ve ülkenin en büyük gölü olan Issık Köl(Sıcak Göl), Titikaka’dan sonra dünyanın en büyük dağ gölüdür.
Orta Asya?da yaşayan Kırgızlar, tüm Kırgızların yüzde 90?ını kapsar. Doğu Türkistan?da 80.000, Afganistan?da 25.000 Kırgız?ın yaşadığı tahmin edilmektedir.
Çin kaynaklarında geçen Kien-Kun, Ki-Ku gibi adlandırmaların Göktürk metinlerinde Kırkız, Tibetçe?de Gir-Kız şeklinde geçtiği görülür. Kırgızlar, Tanrı Dağları?nın doğusu ile Tannu-Ola arasında ortaya çıkmışlardır. Tarihi kaynaklara göre ise Kırgızlar 13. yüzyıldan sonra bugünkü yurtlarına gelmişlerdir. Kırgızlar, 9. yüzyılda Uygur-Türk devletinin başına geçmişler, önce Özbek hakimiyetini daha sonra da Kazak egemenliğini kabul ederek birlikte hayatlarını sürdürmüşlerdir. 1924?te Kara Kırgız Özerk Oblast?ı oluşmuş; 1926?da Özerk Cumhuriyet kurmuşlar; 1936?da ise Kırgız SSC olarak SSCB?ne katılmışlardır. Kırgızlar, 15 Ağustos 1990?da egemenliklerine, 31 Ağustos 1991?de de bağımsızlıklarına kavuşmuşlardır. Tarihin her döneminde dillerini koruyan Kırgızlar, her zaman milli kültürlerine bağlı kalmışlardır.
Bu konuda Manas Destanı?nın büyük yararını ve etkilerini görmüşlerdir . Kırgız dili ve kültürünün sağlam kalmasının en önemli sebebi Manas Destanı?dır.
Yüzölçümü: 198.500 km2
Nüfus: 5,317,000
Başkent: Bişkek
Demografik Durum Nüfusun Etnik Yapısı Grup Nüfus içindeki yüzdesi Kırgız 52.4 Rus 18 Özbek 12.9 Ukrain 2.5 Alman 2.4 Diğer 11.8
Dini: İslâmiyet. Müslüman oranı %91′dir, %8 Hıristiyan, %1 Budist bulunur.
İktisadi Durum: Topraklarının ancak %7?si tarıma elverişli olan ülkenin, başlıca tarımsal ürünleri buğday, pamuk, tütün, kenevir, yağlı tohumlar, şeker pancarı, üzüm, şekerkamışı, haşhaş, mısır, meyve ve sebzedir. Tarıma elverişli arazisinin %72?si sulanabilmektedir ve sulama kanallarının uzunluğu 30.000 km. civarındadır. Dağlık bir ülke olan Kırgızistan?da hayvancılık yaygın olarak yapılmakta ve önemli gelir kaynaklarından birini oluşturmaktadır. Ülke eski Sovyetler Birliği?nin başlıca yün üreticilerinden olup, Rusya ve Kazakistan?dan sonra üçüncü sırada yer almaktadır. Hayvancılık alanında ipek ve tabaklanmış deri üretimi de önemli bir yer tutmaktadır.
Büyük ölçüde tarıma dayalı ekonomik yapıya sahip bulunan ülkede, sanayi, özellikle hafif sanayi ve mikro elektronik alanlarında gelişmiştir. Başlıca sanayi kolları, metalurji, petrol, doğalgaz, elektronik, demir dışı metaller, elektrik motorları, gıda prosesi, konservecilik, deri ürünleri, ceviz mobilya, kömür madenciliği, konserve et ve şeker rafinerileri alanlarında yoğunlaşmıştır.
Doğal Kaynaklar ve Enerji: Başlıca yeraltı kaynakları kömür, altın, uranyum, cıva, çelik, antimuan, tungsten, çinko, kalay, kurşun ve granittir. Dağlık bir bölgede yer alması ve büyük nehirleri sebebiyle ülkede önemli ölçüde hidroelektrik üretimi yapılmaktadır. Çok sayıda hidroelektrik santralı vardır ve üretilen elektrik enerjisinin önemli bir kısmı Kazakistan, Özbekistan ve Tacikistan?a nakledilmektedir. Küçük bir ekonomiye sahip olmasına rağmen, yüksek oranlı ithalat ve ihracatı vardır. Dış ticareti, büyük ölçüde BDT ülkeleriyle gerçekleşmektedir.
Bankacılık ve Sigortacılık: Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası Kırgızistan?da tam teşekküllü bir şube açma konusunda prensip kararı almıştır. Şube açılabilmesi, öncelikle bu ülkede bankacılık mevzuatının oluşmasına bağlı olduğundan henüz bir faaliyet gerçekleşmemiştir.
T.C. Ziraat Bankası, Kazakistan, Türkmenistan, Özbekistan ve Azerbaycan Cumhuriyetleri ile Rusya Federasyonu?ndaki mahalli bankalar arasında ortak banka kurulması çalışmaları sürmektedir. Kambiyo ve dış ticaret işlemleri başta olmak üzere batılı anlamda her türlü bankacılık hizmeti verecek olan bu ticari bankalar, söz konusu ülkelerde Türk Ortaklığı ile kurulan ilk bankalardır. Bu çalışmalar, Kırgızistan?da tam teşekküllü şube açılması yönünde devam etmektedir. Ziraat Bankası?nın Orta Asya Türk Cumhuriyetleri?nde mukim yerel bankalarla kuracağı ortak bankalara, bankaların sermayelerinin % 50?sini geçmemek kaydıyla iştirak etmesi ve bu bankaların adında ?Türk? kelimesinin kullanılması hususu da ikili anlaşmalarda kararlaştırılmıştır.
Önemli Şehirler: Oş, Celalabad, Tokmak Çolpan Ata, Karakol
Kazakistan Cumhuriyeti
Yüzölçümü 2.724.900 km2 olan Kazakistan, Avrasya?nın kalbinde yer almaktadır. Geniş bozkırlara yayılan ülke, dünyada kapsadığı alan bakımından 9. sıradadır. Arazi çöl (%40), yarı çöl (%23), bozkır (%20), orman ? bozkır (%7) ve dağlardan(%10) oluşmaktadır. Alçak Sarıarka Dağları Orta Kazakistan?da yükselir. Altay, Tarbagatay ve Cungar dağ sıraları, Tien Şan dağ sıralarının batı kolları gibi ülkenin doğusunda ve güneydoğusunda yer alırlar. Kazakistan?ın en yüksek zirvesi, Han Tengri (6,995 m ), uzak güneydoğudadır. Ülke sınırlarının toplam uzunluğu 12.187 km olup, Rusya Federasyonu ile 6.467 km. (dünyanın en uzun kara sınırıdır), Özbekistan ile 2.300 km, Çin Halk Cumhuriyeti ile 1.460 km, Kırgızistan ile 980 km, Türkmenistan ile 380 kilometredir. Ayrıca Hazar denizi ile Azerbaycan ve İran?la doğrudan çıkış noktaları mevcut. 46-87 Doğu ve 40-56 Kuzeybatı enlemi üzerinde bulunan ülke Batıdan Doğuya 3.000 km; Güneyden Kuzeye 2.000 km.
Devlet yapısı: Kazakistan, cumhurbaşkanlığı idari şeklindeki üniter devlettir. Temel kanun Anayasadır. Devletin başı Cumhurbaşkanı?dır. 1991 yılında Kazakistan Cumhuriyeti?nin Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev?dir. 1997 yılından beri başkent Astana?ya taşındı. Devlet dili Kazakça?dır. Para birimi Tenge. Milli Gün ? 16 Aralık ? Kazakistan Cumhuriyeti?nin Bağımsızlık Günü olarak kutlanır. Diğer resmi tatiller (yeni yıl 1-2 Ocak), Uluslararası Kadınlar Günü (8 Mart), Nevruz Bayramı (22 Mart), Kazakistan Halklarının Birlik ve Beraberlik Günü (1 Mayıs), Cumhuriyet Günü (25 Ekim). 2006 dan beri Kurban Bayramının birinci günü ve Rus Ortodoks Noel?i resmi tatil olmuştur.
Kazakistan?da yasama, yürütme ve yargı temel güçlerinin ayrılığı prensibi kabul edilmiş ve uygulanmaktadır. Yasama parlamento tarafından gerçekleştirilmiştir. Üst kurulda ? Senato ? 39 milletvekili, alt kurulda ? Meclis ? 77 milletvekili vardır. Hükümet, yürütme gücünün en yüksek yapısıdır. Hükümetin başı Başbakan?dır. Kanun otoritesi devlet mahkemeleri tarafından temsil edilir. Yüksek Mahkeme adliyenin en yüksek otoritesidir. Yasamayı ve hukuki işleri idare eden devlet kurumları Anayasa Konseyi, Başsavcılık ve Kazakistan Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı?dır. Kazakistan Cumhuriyeti Başsavcılığı devletin cumhurbaşkanına karşı sorumludur.
Başkenti: Astana
Nüfus: Kazakistan?ın 15.301.400 kişilik nüfusunun yaklaşık 9 Milyonluk(%57,4) kısmı şehir, yaklaşık 6,5 Milyonluk(%42,7) kısmı ise kırsal kesim nüfusudur. Nufus yoğunluğu da 1 kilometrekarede 5,6 insandır. Cumhuriyette 120?den fazla etnik grup uyesi yaşamaktadır, 9 Milyondan fazla Kazak (%58,9), yaklaşık 4 Milyon Rus (25,9), yaklaşık 450.000 Ukraynalı, 433.000 Özbek ve aşağı yukarı 250.000?er Uygur, Tatar, Alman ve diğer milletler. Bu topluluklar içinde Ruslar, Belaruslular, Ukraynalılar, Almanlar, Koreliler ve Polonyalılar dışında kalanların hepsi Türk topluluklarıdır. Burada sayılanların dışında da Türk olmayan birkaç etnik unsur bulunmaktadır. Türk toplulukların tamamına yakını Müslüman, diğer etnik unsurlar ise genellikle Hıristiyan veya Doğu dinleri mensubudur. Türk olmayan toplulukların genel nüfusa oranı yaklaşık % 53′ü bulmaktadır.
Resmi dili: Kazak dili (Türk dilleri ailesine mensup). Ayrıca, devlet ve yerel organlarında Rusça?nın da kullanılabileceğini kabul edilmiştir. Kazakistan vatandaşları kendi dillerinin öğrenme ve gelişmesi için hakları saklı bulunmaktadır
Din: Kazakistan çok inançlı bir devlettir. Ana dinler İslam (%60) ve Hıristiyanlıktır (%30). Kazakistan?da %85?i kayıtlı, 3500?den fazla dini organizasyon faaliyet göstermektedir. 2302 ibadethaneden 1587 tanesi cami, 228 tanesi Ortodoks kilisesi, 69 tanesi Katolik kilisesi, 40 tanesi Protestan kilisesi, 10 tanesi sinagog ve 7 tanesi de diğer dini mekânlardır. Bağımsızlıktan sonraki geçen yıllarda dini organizasyonların sayısı yaklaşık 5 kat artmış ve 30 yeni din ve mezhep görülmüştür
İdari-bölgesel sistem: 1 Ocak 2006 itibariyle 10,194 birimden oluşur, 14 bölge ve 2 milli önem taşıyan şehir (Almatı ve Astana) , 160 ilçe, 39 bölgesel şehir,45 alt-bölgesel şehir, 167 yerleşim ve 7,262 aul (köy) vardır.
Doğal Kaynaklar: Periyodik tablodaki 105 elementten 99 tanesi Kazakistan?da keşfedildi. 60 tanesi halen işletilen 70 elementin rezervi bulundu. 1,225 mineral tipte 493 rezerv vardır. Özellikle ülkenin batısında 250 den fazla petrol ve gaz sahası bulunmuştur. Bunların en büyükleri Tengiz (1 Milyar tondan fazla ulaşılabilir petrol kaynağı) , Karaçaganak petrol ve gaz sahası(1,3 trilyon metreküp gaz kaynağı) ve 7 Milyar ton petrol kaynağıyla dünyanın en büyük sahalarından biri olan Kaşagan, sahalarıdır. Kazakistan bilinen dünya rezervlerinden; çinko, tungsten ve baryum rezervlerinde dünyada birinci, gümüş, kurşun ve kromit rezervlerinde ikinci, bakır ve florit rezervlerinde üçüncü, molibden rezervinde dördüncü ve altın rezervinde altıncıdır. Ana maden rezervleri; petrol (5,4 Milyar ton), doğal gaz (3 trilyon metre küp), kömür (31,3 Milyar ton), çinko (237,3 bin ton), bakır (444,8 bin ton), krom (dünya rezervinin %30?u), manganez (dünya rezervinin %25?i), kalay (3,6 bin ton), altın (16,9 bin ton), gümüş (396,4 bin ton), fosforit (2005 yılında 83,4 bin ton fosfor üretilmiştir), uranyum (4,3 Milyon tondan fazla) ve demir (bilinen dünya rezervlerinin %10?u)
Türkmenistan Cumhuriyeti
Orta Asya ülkelerinden olan Türkmenistan güneyden İran, batıdan Hazar denizi, kuzeyden Kazakistan, kuzeydoğudan Özbekistan, güneydoğudan Afganistan’la çevrilidir. En yüksek yerleri Kugintau Dağı (3319 m.) ve Kopet Dağı (2942 m.)’dır. Hazar Denizi’nin hemen yanı başında yer alan ve tuz yönünden zengin olan Karaboğaz Gölü, Türkmenistan toprakları içinde yer alır. Türkmenistan akarsu yönünden fakirdir. Atrek ırmağının bir bölümü Türkmenistan’ın içinde yer almaktadır. Tecen ve Murgap adlı akarsuları Karakum çölü içinde kaybolmaktadır. Amu Derya ırmağının çok az bir kısmı Türkmenistan sınırları içinde yer alır. Bunun dışında önemli bir akarsuyu yoktur. Ancak su ihtiyacının karşılanması için 900 km uzunluğundaki Karakum kanalı yapılmıştır. Bu kanal güneydedir. Topraklarının beşte dördünü Karakum çölü kaplamaktadır. Güney kısmında Kopet dağ kütlesi ve yaylalar yer alır. Topraklarının % 3.5′i tarım alanı, % 17′si otlak, kalanı ya kısmen otlak olarak kullanılabilen çöl veya tamamen çöldür. Türkmenistan’a kurak ve sıcak bir iklim hâkimdir. Yaz aylarında sıcaklık bazen 50 dereceye kadar çıkar. Kış aylarında ise bazen -25 dereceye kadar düştüğü olur.
Başkenti: Aşkabat
Yüzölçümü: 448.100 km2 (16 Aralık 1991)
Nüfus: 4,521,000.
Nüfusun Etnik Yapısı Grup Nüfus içindeki payı ( % )
Türkmen 87
Özbek 8.2
Rus 2.7
Kazak 1
Diğer 1.1
Dünyadaki Türkmen Varlığı: Afganistan?da 1 milyon, İran?da 7 milyon, Irak?ta 5 milyon, Suriye?de 1 milyon, KKTC?de 400 bin, Yunanistan?da 300 bin, Bulgaristan?da 2 milyon, Kosova?da 200 bin, Makedonyada 120 bin, Girit Adası?nda 10 bin, Rusya?da (Stavropol şehrinde, Stavropol Türkmenleri) 300 bin, Amerika?da 250 bin, Avustralya kıtasında 500 bin, Lübnan?da 70 bin, Ürdünde 50 bin, Mısır?da 200 bin, Türkiye?de 70 milyon. Çin?de (Doğu Türkistan) 6milyon.
Dili: Türkmen Türkçesi % 92 (Türkçenin Oğuz dil gurubundandır. Türkmenistan?da daha çok Güneybatı Türk lehçeleri ya da Oğuzca grubuna giren ve Azerbaycan Türkçesiyle Türkiye Türkçesine yakın bir dil kullanılmaktadır.) , Özbek Türkçesi % 4, Rusça %2, diğer %2
Komşuları: Kazakistan, Afganistan, İran, ÖzbekistanÖnemli şehirler: Aşkabat, Merv, Daşavuz, Kızılavrat, Türkmenbaşı (4 Bölge, 16 il). Aşkabat, ülkenin idare, ilim, endüstri ve kültür merkezidir. Burada eğitimsel, bilimsel ve entelektüel iş imkânları oluşmuş, ulaşım ve iletişim sistemleri ile ticaret, turizm, eğlence ve hizmet sektörleri gelişmiştir.
Dini: İslâmiyet. Ülkenin tüm bölgelerinde camiler bulunmaktadır. Onlardan en büyükleri Aşkabat, Gökdepe ve Gıpçak?taki camilerdir. Camilerden başka, diğer dinlere ait mabet yerleri bulunmaktadır.İdari Yapı: Türkmenistan?ın en yüksek yasama organı, Meclistir. Türkmenistan Meclisi seçim daireleri tarafından beş yıl süreyle göreve getirilen 125 milletvekilinden oluşmaktadır.Meclis, anayasanın hazırlanması ve değiştirilmesi, kanunların yasalaştırılması, onların yerine getirilmesinin kontrolü hususlarında yetkilidir.Türkmenistan?ın bir ordusu yoktur, güvenlik güçleri vardır. Sınırlarının korunması Bağımsız Devletler Topluluğu tarafından sağlanmaktadır.
Özbekistan Cumhuriyeti
Orta Asya?da yer alan bir Türk Devleti?dir. Kuzey ve kuzeybatısında Kazakistan, doğu ve güneydoğusunda Kırgızistan ve Tacikistan, güneybatısında Türkmenistan, güneyinde ise Afganistan yer alır. Amuderya (Ceyhun) ile Siriderya (Seyhun) ırmakları arasında kalan toprakların büyük bölümünü içine alır. Topraklarının % 80′i düzlüklerden ibarettir. Bu düzlüklerin önemli bir kısmını Amu Derya ırmağının güneydoğu kısmında kalan Kızılkum çölü oluşturmaktadır. Kalan topraklarının da önemli bir kısmını dağ kütleleri oluşturmaktadır. Bu dağ kütlelerinin başında Altay dağlarının uzantıları, Tanrı dağları ve Hisar dağları gelir. Topraklarının % 11.2′si tarım alanı, % 48.2′si otlaktır. Özbekistan’da yazlar sıcak, kışlar soğuk geçer. Yazın bazı yerlerde sıcaklık bazen 47 dereceye çıkar, kışın ise – 20 dereceye kadar düştüğü olur.
Başkenti: Taşkent
Yüzölçümü: 447.400 km2
Komşuları: Afganistan 137 km, Kazakistan 2,203 km, Kırgızistan 1,099 km, Tacikistan 1,161 km, Türkmenistan 1,621 km. Bağımsızlık Tarihi: Özbekistan, 20 Haziran 1990 da egemenliğini, 29 Ağustos 1991 tarihinde düzenlenen referandumla bağımsızlığının ilanı onaylanmış, 1 Eylül 1991 bağımsızlığını ilan etmiştir.
Nüfus: Toplam (2009) :01 Temmuz 2009 tarihi itibariyle ülke nüfusunun 27 milyon 733 bin 800 kişiye ulaşmıştır. Nüfus artış hızı: % 2.2
Etnik yapı: Özbekistan nüfusunun % 71′ini Özbekler oluşturmaktadır. İkinci sırada % 10 orana sahip olan Ruslar gelir. Diğer etnik unsurların başta gelenleri ve genel nüfusa oranları ise şöyledir: Tacikler % 4.7, Kazaklar % 4, Karakalpaklar % 2, Tatarlar % 1.7, Kırım Tatarları % 1. Bunların dışında kalan etnik unsurların oranları % 1′in altındadır. Onların da başta gelenleri şunlardır: Koreliler, Kırgızlar, Ukraynalılar, Türkmenler, Ahıska Türkleri, Yahudiler, Azerbaycan Türkleri, Başkırtlar, Uygurlar, Çuvaşlar. Bu etnik unsurlardan Ruslar, Koreliler, Ukraynalılar ve Yahudiler dışında kalanlar Türk topluluklarıdır. Türklerin tamamına yakını Müslüman?dır. Ruslar ve Ukraynalılar genellikle ortodoks hıristiyan, Koreliler ise çoğunlukla Budist?tir.
Resmi Dili: Özbek Türkçesi Türk dillerinden Uygur grubuna ait bir dildir. Özbekistan’ın tek resmi dili olup, Orta Asya genelinde konuşulan Türk dilleri ailesi arasında 3′ncü büyüklüktedir.
Dini: İslâmiyet (Müslüman % 90, Ortodoks % 6, Diğer % 4)
İdari bölünüş: 13 ile ayrılır.
Doğal Kaynaklar: Doğalgaz, petrol, altın, kömür, bakır, uranyum, demir, alüminyum, çinko. Özbekistan yeraltı kaynakları bakımından çok zengindir. Navoi eyâletinde bulunan zengin tabiî gaz, altın ve uranyum yatakları, bölgenin hızla gelişmesine sebep olmuştur. Bölgede çimento fabrikası, büyük kimyâ sanâyii ve elektrik santrali kurulmuştur. Zarafşan?daki Muruntau?da bulunan altın madeninden senede 80 tona yakın altın çıkarılmakta olup, bu miktar dünyadaki en büyük altın ocaklarının üretiminden fazladır. Çıkarılan madenler eyalet merkezi Navoi?de işlenmektedir.
Eğitim: Eğitim ücretsizdir. Yaklaşık 9 bin ilkokul ve genel ortaöğretim kurumu, 250 mesleki ortaöğretim kurumu bulunmaktadır. 55 kadar da yüksek öğretim kurumu vardır ve bularda 350 bine yakın öğrenci öğrenim görmektedir. Okuma yazma bilenlerin oranı yaklaşık % 90′dır. Eğitim dili Özbekçe’dir. Ancak Rusça da ilk yıllardan itibaren öğretilmektedir.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti
Toprakları kuzeyde Dipkarpaz, batıda Güzelyurt, güneyde de Akıncılara doğru yayılır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Kıbrıs Cumhuriyeti toprakları arasında Birleşmiş Milletler’in kontrolünde tampon bölge bulunmaktadır.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin önemli yerleşim yerleri, başkent Lefkoşa, Girne, Gazimağusa ve Güzelyurt’tur. KKTC, etkisinde bulunduğu Akdeniz ikliminden dolayı fazla yağış almaz. Genellikle sıcak ve kuraktır.
Kıbrıs’ın sahil kıyıları, aşağı yukarı yüz milyon senedir Chelonia mydas ve Caretta caretta kaplumbağaları tarafından ziyeret edilmektedir. Bu canlılar yumurtlamak için Mayıs ve Ağustos ayları arasında Kuzey Kıbrıs?ın kumsallarına gelmektedirler. Adanın kuzeyinde doğal mağaralar da bulunmaktadır. Sarkıt ve dikitleri ile İncirli Mağarası, İnönü?deki Sütünlu Mağara, olmak üzere 85 adet civarındaki doğal mağara bulunmaktadır.
Başkent: Lefkoşa
Nüfus: 264,172
Dil: Türkçe
Yönetim birimleri: Lefkoşa, Gazimağusa, Girne, Güzelyurt, İskele olmak üzere 5 il ayrılmaktadır. Her ilçeye Vali atanmaktadır. Din: Nüfusunun büyük çoğunluğu kendisini Müslüman olarak tanımlamaktadır. Bu Müslüman nüfus geleneğe bağlı olarak Sünni inancın Hanefi mezhebine bağlıdır. KKTC Din İşleri Dairesi Müslümanların dinî ihtiyaçlarına cevap vermeye çalışmaktadır. Din hizmeti veren personelin büyük çoğunluğu Türkiye Cumhuriyeti’nden sağlanmaktadır. Nüfusunun çok az kısmını oluşturan Ortodoks Rumlar ve Katolik Maruniler de bulunmaktadır.
Tarih: Tarihi boyunca birçok ulusun egemenliği altına giren Kıbrıs M.Ö. 1500 yılı civarında Antik Mısırın, M.Ö. 1320 yılı civarında Hitit?in ve M.Ö. 1200′li yıllarında tekrar Mısırın, M.Ö. 1000 yılı civarından Fenikelilerin ve M.Ö. 709′da Asurluların eline geçtiği aktarılmaktadır.
M.Ö. 669′da bağımsızlığını kazandıysa da tekrar Mısır firavunu Amasis tarafından alınmıştır. M.Ö. 545′te Pers Ahameniş İmparatorluğu tarfından alınmış ve M.Ö. 333′te İssus Muharebesinde Persleri yenen Büyük İskender’in egemenliği altında özerklik tanınmıştır. Bu tarihten sonra adada Yunan kültürü önem kazanmıştır. M.Ö. 58 yılında ada Roma İmparatorluğunun bir vilayeti haline gelmiştir ve 350 sene boyunca Roma İmparatorluğu kontrolünde kalmıştır. 395?te, Bizans İmparatorluğu’nun bir parçası alan adada halk Putperestlikten yavaş yavaş Ortodoksluk’a geçmiştir. 1191 yılında Aslan Yürekli Richard Üçüncü Haçlı Seferi sırasında adaya yerleşmiş ve daha sonra adayı Tapınak Şövalyeleri?ne satmıştır. 1192 yılında adayı satın alan Guy de Lusignan ve soyu 1489?da Venediklilerin adayı alışına kadar Kıbrıs’ı yönetimi altında tutmuşlardır. Fetihden önce Kıbrıs, Doğu Akdeniz’deki Osmanlı Devleti’ne ait gemilerine akın yapan Hıristiyan korsanlarının sığınağı haline gelmiştir. Bu korsanlar genellikle deniz ticaret gemilerine ve hacca giden yolculara saldırarak buradaki yol güvenliğini yok etmektedir. Bu gibi nedenlerden dolayı Kıbrıs’ın alınması gerekli görülmüştür.
Kıbrıs, II. Selim’in hükümdarlığı esnasında, Lala Mustafa Paşa komutasındaki ordu ve Piyale Paşa komutasındaki donanma tarafından, 1 Temmuz 1570′de başlayıp, 1 Ağustos 1571′de Magusa’nın fethedilmesiyle Osmanlı idaresine girdi. Kıbrıs’ın fethiyle Osmanlı Devleti, Doğu Akdeniz’e tamamen hâkim olmuştur.
15 Eylül 1570 tarihinde Lala Mustafa Paşa, tören ile Lefkoşa şehrine girmiştir. Kıbrıs fethedildiği tarihte adada çok az sayıda Ortodoks Rum vardı. Çünkü Venedikliler Katolik idi ve Ortodoks Kilisesi’ne yaşama hakkı tanımıyordu. Osmanlı Devleti Ortodokslara serbestçe kilise kurma ve gelişme imkânı sağladı. Böylece adada Ortodoks Kilisesi gelişti ve Katolik Kilisesi etkinliğini kaybetti.
1571 yılında Kıbrıs’ta yapılmış bulunan nüfus sayımında yerli halkın nüfusu 150.000′dir. Burada bulunan Türk askeri ise 30.000 kadardır. Fethin ardından Karaman’dan adaya göç ettirilen Türkler, adanın ilk Türk sakinleridir. Bugün adada yaşayan Kıbrıs Türklerinin (Kıbrıs Harekâtı’ndan sonra Türkiye Cumhuriyeti’nden gelenler hariç) soyu bu Osmanlı idaresinde adaya gönderilen Türklerden gelmektedir.
1960′da kurulan Kıbrıs Cumhuriyetinde her iki toplumada nüfuslarına göre her kurumda yeterli temsil hakkına sahipti. Fakat Kıbrıs Cumhuriyeti cumhurbaşkanı III. Makarios 30 Kasım 1963?de 13 maddeden oluşan anayasa değişikliği önerilerini sundu. Bunlar arasında anayasanın değişmez maddeleri, Kıbrıs Türk’ü olan Başkan Yardımcısı?nın veto hakkının ortadan kaldırılması, Temsilciler Meclisinde ayrı çoğunluklar ilkesinin ortadan kaldırılarak kararların basit çoğunlukla alınması, ayrı belediyelerin ortadan kaldırılması gibi maddeler de bulunmaktaydı. 1967?de Rum saldırıları tekrar başladı. Yunanistan Ordusu’nun 15 bin askeri, gayri resmî olarak adaya yerleştirildi. Türklere karşı sürdürülen sindirme politikasının durdurulması için Türkiye ve Yunanistan başbakanları arasında düzenlenen toplantı bir sonuç vermeyince, Türkiye askerî müdahalede bulunacağını açıkladı.
TBMM hükûmete müdahale yetkisi verdi. Türk uçakları Kıbrıs üzerinde uçmaya başladı. Donanma ve çıkarma birlikleri harekete geçti. ABD?nin arabuluculuğuyla Yunanistan birliklerinin geri çekilmesi sağlanınca, Türkiye harekâtı durdurdu. Yunanistan’ın askerleri üç Türk köyünden geri çekilirken arkalarında 24 ölü bıraktılar. 1964?ten beri Türkiye?de bulunan Rauf Denktaş gizlice adaya gitti. Denktaş, Yunanlılarca tutuklandı ama Türkiye ve ABD?nin itirazı üzerine iade edildi.
Ekonomi: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti uluslararası camiada tanınmamasından dolayı ekonomik olarak Türkiye’den yardım almaktadır. Tedavüldeki para birimi Türk Lirası’dır. KKTC’nin neredeyse tüm ithalat ve ihracatı Türkiye üzerinden gerçekleştirilir.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ekonomisi kamu sektörü dahilinde ticaret, turizm ve eğitimle beraber tarım ve imalat sanayinden oluşmaktadır.
Turizm: Kuzey Kıbrıs?ın en büyük gelirlerinden biri olan turizmin ülkede büyük bir yeri vardır. Ülke iklimi tüm yıl boyunca tatil için olanaklar sağlar. Yağışlar Aralık ve Ocak aylarında yoğunlaşıp ortalama deniz sıcaklığı altı ayı aşkın bir süre 20 ºC dir. Kuzey Kıbrıs bahar aylarında saran yabani çiçekleriyle ve havayı dolduran portakal, limon ve greyfurt çiçeği kokularıyla ünlüdür. Kuzey Kıbrıs sahilleri yüzmek için Akdeniz’in elverişli ve güvenli, mekânlarındandır. Çoğu tatil tesislerinin modern yüzme havuzları yanında, doğu Akdeniz’in serin suları için güzel sahilleri bulunur.
Adanın iç kesiminde, Beşparmak Dağları güneyinde, geniş Mesarya ovası, Ercan Havaalanı ve ülkenin başkenti Lefkoşa bulunmaktadır. Lefkoşa şehrinin tarihi merkezi etrafı 5.5 km uzunluğunda şehir duvarı ile çevrilidir ve bu duvar hâlâ sağlamdır. Girişteki kapı Osmanlılar tarafından yapılmıştır. Doğu sahili boyunca tarihî, gelişmiş Gazimağusa kenti ve onun yanında Salamis antik kenti yer alır.Adanın en büyük yarımadası olan Karpaz yarımadası yeşil kaplumbağaların yumurtlama mekânıdır. Burada özel alanlar vardır ve giriş çıkış yasaktır.

Yorumlar
Yorum Gönder